Mesaj Panosu
Diyet, beslenme ve egzersiz başta olmak üzere her konuda...
-
truva
30 January 2013 (14:07:30)selam bende aranıza yeni katıldım...15 kilo vermem lazım...inşallah hep birlikte kilolarımızdan kurtuluruz arkadaşlar..bundan sonra kalori hesaplayarak devam edeceğim ayrıca yürüyüşve spor salonunada gitmem lazım..çünki benim etlerim yumuşak sarkmada olmasını istemiyorum....artık buradan tiyolarımızı birbirimize aktarırız...mesela bana diyetisyen 1 adet türk kahvesi verdi.sevenler içsin...akşam 6dan sonra yemek yok acıkırsam sadece 1 adet portakal....yiyebilirmişim.
-
-
yelda
29 January 2013 (16:24:18)“çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini bekledik…”
teşekkürler ayçanur bu kelime bizi kendimize getirdi,insan hırslarından arınmalı gerçek anlamda mutlu olmak için.ve ne istediğini bilmeli ve sen biliyosun arkadaşım sonuçta da inanıyorum herşey çok güzel olucak:)
-
-
yelda
29 January 2013 (10:46:59)ayçanur ben beş yemek kaşığı susuz tanelerini yiyiyorum yanibu durumda yarım porsiyon mu oluyor?
-
-
yelda
29 January 2013 (10:35:58)kızlar günaydın::) diyet süper gidiyo..bugunkü mönümde kuru fasulye var 1 porsiyon kaç yemek kaşığına eşit biliyormusunuz....
-
ayçanur
29 January 2013 (09:52:22)6 öğün yiyin diyolar ama ben de en fazla 4-5 öğün yiyorum. O da kahvaltıdan sonra belki bir meyve ya da kahve, öğle yemeği, akşam yemeği, meyve . Acıkanlar ara öğünde 50 kaloriyi geçmicek şekilde yese yine kilo almazlar ama ben acıkmadıkça yemiyorum
-
kbradzckc
28 January 2013 (23:27:50)hani bi tabir var ya az ama sık yiyin diye ben uzun zaman bunu denedigimde ise yaradıgını görmedim aksine hep ögün azaltınca ve az yiyince kilo verebildigimi düsünüyorum.bu sekilde uygularsam saglıklı sekilde mi kilo veririm bilgilendirirseniz sevinirim :)
-
mehtap05
28 January 2013 (23:01:31)Aysen leblebi süper tok tutuyor ,eğer benim gibi akşam yemeğinin erken yedikten sonra şöyle 9-10 gibi miden kazınıyorsa süper oluyor 1-2 avuç leblebi. Hem kaloriside çok az..
-
-
ayçanur
28 January 2013 (21:40:17)HAYATA DAİR
Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.
Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyor ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.
Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; “hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “
Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; “çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini bekledik…”
Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve “niye” ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar’ın yaşlı torunu.
Çünkü bu hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz… Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki cok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.